Etiket: Boşanmada

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasını ispat, boşanma kararının verilebilmesi için gereklidir. Evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmasının sabit olmasının aile mahkemesince kabul edilebilir olması haline aile mahkemesi hakimi boşanma yönünde hüküm kuracaktır. Aksi halde aile mahkemesi hakimi davayı kabul etmeyecektir.  Bu nedenlendir ki dilekçeler aşamasında ileri sürülen olaylar tahkikat aşamasında kanıtlanmalıdır. Tanık beyanı boşanma davalarının temel ispat kaynağıdır. Tanık delilinin önemi karşısında aile mahkemesince kabul edilebilir tanık beyanının ne olacağı hususu gündeme gelmektedir. Tanık delilinin varlığından ziyade aile mahkemesince kabul edilebilir niteliğinin olması gerekmektedir. Yargıtay'ın bu konuda vermiş olduğu bir kararı irdeleyerek boşanma davalarında kabul edilebilir nitelikte ki tanık beyanının ne olacağını irdeleyecek olursak;Özeti: Somut olayda; dinlenen davacı tan.....

Devamı için tıklayın

Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat hakkı TMK 174. Madde ile düzenlenmiştir. Maddenin ilk bölümünde mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî  tazminat isteyebilir denerek maddi tazminatın koşulları, ikinci bölümünde boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir denerek manevi tazminatın koşulları bildirilmiştir.Madde gerekçesi irdelendiğinde maddi tazminat talebinin kabul görmesi için maddi tazminat isteyen taraf boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olmalı, evlilik kurumun eşlere sağladığı yararlar ortadan kalkmalı ve evlilik birliğinin devamı halinde doğabilecek olası yararlar boşanmaya bağlı zedelenmelidir. Boşanmaya bağlı olarak ağır kusurlu tarafın maddi tazminat talebi kabul görmeyeceği gibi eşit kusur hali.....

Devamı için tıklayın

Günümüzde internetin hayatımızın her alanına hâkim olmasına bağlı olarak insanlar bilgisi olsun olmasın her konuda fikir ortaya atabilmektedir. Bu durumda büyük bir bilgi kirliliğinin oluşmasına neden olduğu açıktır. Boşanma hukuku için de durum bu hale gelmiştir. Sağdan soldan toplama bilgilerle aslında gerçek olmayan birçok durum gerçekmiş gibi kabul görmektedir.  Ne yazık ki bu bilgilerin doğru olduğuna inan birçok kişi doğru sanılan yanlış bilgilere göre işlem kurmakta ve neticesinde mağdur olmaktadır. Hukuk, anlaması ve yorumlaması teknik bilgi ve tecrübe isteyen bir mecradır. Bugün birçok genç meslektaşımız bile açtıkları davalarda yanılgıya düşebiliyorken sadece internet makaleleriyle dayalı olarak dava açmak veya hukuki yorumda bulunmak olası bir durum değildir. Boşanma davalarına bakmakla görevli Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanımız Sayın Ömer Uğur Gençcan’nın sosyal medya aracılığıyla bildirdiği üzere; “dava direksiyonuna avukat yerine geçmek, ehliyetsiz .....

Devamı için tıklayın

En basit tanımlamasıyla velayet hakkı müşterek çocuğun kimin gözetiminde yaşayacağının belirlenmesini ifade eder. Boşanma davalarında tarafların en çok çekiştikleri durumda velayet hakkının kim de olması gerektiğine yönelik olmaktadır. Hatta öyle ki birçok taraf velayet hakkını kaybedeceği korkusuyla boşanma davası bile açmaktan çekinmektedir.  Velayetin kime verileceğinde esas alınması gereken husus çocuğun üstün yararının hangi ebeveyninin sağlayacağıdır. Üstün yarar hususu ise çocuğun yaşı, eğitimi, sosyal çevresi gibi birçok faktöre göre değişmektedir.  Yargıtay bir kararında üstün yararı; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olması olarak tanımlamıştır. Yani velayetin kendisinde olmasını isteyen taraf esas olarak çocuğun üstün yararını sağlayacak olan taraf olmalıdır.  Uygulama da sıklıkla yanlış bilinen bir duru.....

Devamı için tıklayın

İslam hukukuna göre evlenme sırasında (olası boşanma hali için) erkeğin eşine verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para veya başka bir mala mehir denir.  Mehir’in boşanma davasında istenip istenmeyeceği müvekkillerimizin sıklıkla sorduğu bir sordur.  İlgili konu Yargıtay içtihatları göze alınarak incelendiğinde Yargıtay mehir alacağını Borçlar Kanunu kapsamında “bağışlama vaadi” olarak değerlendirmektedir.  Borçlar kanunu kapsamında bağışlamanın geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.  Bu halde mahir alacağının geçerli olması için yazılı olması gerektiği ilk şart olarak önümüze çıkmaktadır. Yani boşanma halinde mehir alacağının talep edilmesi için mehir vaadinin yazılı olarak yapılmış olması gerekmektedir. Ayrıca bağış konusu açık ve anlaşılır olmalı yine taraflarca imza altına alınmalıdır.  Bilindiği üzere mehr kocanın evlenme sözleşmesi anında ya da devamı sırasında bazen de sona ermesi halinde kadına be.....

Devamı için tıklayın