Etiket: mı

Başkalarının kişisel ve özel konuları hakkında yapılan konuşmalar olarak tanımlanan dedikodu aile içi problem olarak da karşımıza çıkmaktadır. Zira eşin dedikodusunu yapmak eşler arasında ki sevgi bağının kopmasına neden olmakla bilirlikte bazı durumlarda kişisel hakların ihlaline kadar uzanan sonuçlar doğra bilmektedir. Örneğin eşinin kız olmadığı yönünde söylenti çıkarmak, eşinin iktidarsız olduğu yönünde konuşmalar yapmak duygusal şiddete yönelik bir davranışlar olduğundan evlilik birliğinin sarsılması sebebiyet verecektir.  Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına bakacak olursak Yargıtay; eşini bir başkasıyla evde yakaladım diyerek dedikodu çıkaran kocayı, karısının eniştesi ile ilişkisi olduğu dedikodusunu yayan kocayı, kocasının başka kadınlarla ilişkisi olduğu söylentisini yayan kadını kusurlu bulmuştur.  Kişinin özel konuları hakkında konuşma yapmak duygusal anlamada yıpratıcı bir durumdur. Bu nedenle tazminat sebebi de oluşturmaktadır. Zira dediko.....

Devamı için tıklayın

Birliği eşler beraberce yönetirler. Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar.   Yani kanunumuz bu konuda kadın ve erkeğe eşit sorumluluk yüklemiştir.  Eski Medeni Kanun'un 152. maddesinde yer alan "Koca birliğin reisidir" hükmü, Yeni Türk Medeni Kanunu'nda kaldırılmıştır. Yani ailede kadın ve erkek, yani eşler eşit durumda olmuşlardır. Bunun sonucu olarak da birliğin yönetiminde eşlere eşit söz hakkı tanınmıştır. Eşler evlilik birliğini beraber yöneteceklerdir.  Evlilik birlikteliğinin giderlerine katılmama bir boşanma nedenidir. Eşler evin giderlerine güçleri oranında katılmalıdır. Kadının emeğinin maddi katkı olarak değerlendirilmesi bu hususta ki en önemli değişikliktir. Yani giderlere sadece parasal katkı değil, emek ile katkıda birlikteliğin sorumlulukları içerisinde yer alır.  Ayrıca 196. Maddeye de değinmek gerekir Birliğin korunmasına ilişkin hükümler arasında yer alan bu maddeye göre, “Eşlerden birinin i.....

Devamı için tıklayın

Evliliğin iptali hukuken geçersiz olarak yapılan veya sonradan geçersiz hale gelen evliliğin mahkeme kararıyla iptal edilmesini ifade eder. Evliliğin iptali medeni kanunumuzda mutlak ve nisbi sebepler olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir.  Mutlak Nedenler Evlilik sırasında eşlerden birinin evli bulunması, Evlilik sırasında eşlerden birinin sürekli ayırt etme gücünden yoksun olması, Eşlerden birinin evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığının bulunması, eşlerden birinin evlenmeye engel olacak derecede hısımlığının bulunması olarak belirlenmiştir.  Nisbi Nedenler Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk, yanılma hali, evlenmeyi hiç istemediği yahut evlendiği kişi ile evlenmeyi düşünmediği halde yanılarak bu evliliğe razı olma durumu, eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez hale sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılma, eşinin namus ve onur hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi dışında bir başkası tarafınd.....

Devamı için tıklayın