Velayet ve Nafaka

.
Velayet çocuğun korunması ve temsil edilmesi için öngörülmüş hukuksal haklardır.
Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
Boşanma davalarında velayetin kıstasını bu ana kural belirler. Yani çocuğun yüksek menfaatini sağlayabilecek taraf velayet hakkının da sahibi olacaktır. Çocuğun yüksek menfaatini ise yaşı, büyüyeceği ortam, alacağı eğitim gibi etkenler belirler.
Örneğin; başkaca bir durum yok ise anne bakımına muhtaç yaşta olan çocuğun velayet hakkı annede olacaktır.
Boşanma davalarında nafaka ise yardım nafakası ve iştirak nafakası olarak kendini gösterir.
İştirak nafakası çocuk için hükmedilecek nafakayı ifade eder.
Çocuğun ihtiyaçları ve tarafların ekonomik durumlarına göre nafaka miktarı belirlenir.
Yardım nafakası ise kusuru nedeniyle boşanmaya neden olan eşin maddi durumu yetersiz durumda olan diğer eşe ödeyeceği bedeli ifade eder.
Ortak velayet; çocuğun eğitim, sağlık gibi kararların ortak olarak alınması ve çocukla kişisel ilişkinin eşit olarak görülmesini sağlayan esaslara dayanır. Son günlerde İngiliz bir çifttin ülkemizde görülen davasında verilen bu karar nedeniyle kamuoyunda sıklıkla gündeme gelmektedir. Ancak unutulmaması gereken husus bu düzenlemenin iç hukukumuzda henüz tam olarak yer bulmamış olmasıdır. Zira bu karar uluslararası sözleşmelere istinaden verilmiştir. Yani aile mahkemelerinden şuan için bu kararın alınması istisna bir durum oluşturur. Zira uygulanmasının çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Çocuğun anne baba arasında kalmasına ve menfaatinin zedelenmesine neden olma ihtimali hali yüksektir. Boşanmış çiftlerin çoğu velayeti bir koz olarak görmekte ve eşini çocukla cezalandırmak gibi bir hataya düşmektedir. Ayrıca uygulamada fiilen erkeğin iznine dönüşme ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir. Bu durumda hem çocuğun hem annenin hakları zarar göre bilir. 
Kanımca esas olanın velayetin annede veya babada olmasının algılanış biçimin ülkemizde değişmesi gerektiğidir.Yani velayet hakkı verilmeyen tarafın annelik veya babalık vasfının elinden alındığını düşünmemesi, velayetin verilen tarafın da çocuğun anne veya babaya olan ihtiyaçlarını gözetmesi gerekir. 
Velayet hakkını elinde bulundurmak bir koz olarak görülmemelidir. Çocuğun yüksek menfaati her durumda gözetilmelidir. Boşanma sürecinde olabilecek çekişmenin, hırsın, çocuğa yansıtılmaması sağlıklı bireyler yetiştirilmesi adına büyük önem taşır.
                                            

Etiketler:

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yazın.

Yorum Yaz