Güncel Yargı Haberleri

.

Yargıtay’dan Süreli Nafaka Kararı


Yoksulluk nafakası, boşanan eşin boşanmaya bağlı olarak yoksulluğa düşmesi halinde kusur durumu gözetilerek bağlanan nafaka türüdür. Bilineceği üzere son günlerde nafakanın süresi konusunda büyük tartışma vardır. Zira süresiz nafakanın mağduriyet yarattığı açıktır. Birçok kişi nafakanın devam etmesi için kayıtsız çalışmakta, hatta evlilikle son bulmasın diye resmi evlilik yapmadan yeni eşiyle yaşamaktadır. Çok kısa sürmüş bir evlilik içinde ömür boyu nafaka ödemek mağduriyetlere neden olmaktadır.

Bu durumun düzelmesi için kanunda değişiklik beklenirken konuyla ilgili Yargıtay’dan emsal niteliğinde bir karar geldi ve Yargıtay 5 ay evli kalmış çiftin boşanmasında yoksulluk nafakasını 2 yıl ile sınırlı tutmuş, 2 yılın sonunda nafakanın son bulmasına karar vermiştir.


Her akşam anneye gitmek boşanma sebebi sayıldı

 

Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşin sürekli olarak akşamları iş çıkışından sonra annesinin evine gitmesini boşanma sebebi olarak değerlendirdi. 

Erkek eşin  akşamları iş çıkışından sonra annesinin evine giderek bu durumu alışkanlık haline getirmesine yönelik kadın eşin iddiasını aile mahkemesi yaptığı inceleme sonucu haklı bulmuş ve durumu erkek eşe kusur olarak yüklemiştir.

Yapılan itirazlar neticesinde dosya Yargıtay incelemesine geldiğinde Yargıtay, kocanın her akşam iç çıkışı annesini ziyarete gitmesinin ilk derece mahkemesince boşanma sebebi sayılmasını uygun bulmuş ve tüm dosya kapsamında diğer kusur nedenleriyle birlikte erkek eşin daha kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

 


Sigarayı Bırakmayan Eş Kusurlu Sayıldı

 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yaptığı bir incelemede evlendikten sonra sigarayı bırakacağını söyleyen ancak bu sözü yerine getirmeyen tarafın boşanma davasında kusurlu olduğuna karar verdi.

 

Açılan bir boşanma davasında; evlenmeden önce sigarayı bırakacağına dair söz veren eşin sözüne güvenerek evlenmeyi kabul ettiğini iddia eden eş, eşinin sözünü yerine getirmemesini boşanma davasına taşıyarak boşanma talebinde bulunmuştur. Yerel mahkeme, kadının evlenmekle sigarayı bırakacağı konusunda söz verdiğini ancak sigarayı bırakmaması ve kocasıyla bu konuda sürekli tartışması nedeniyle az da olsa kusurlu olduğu belirterek davayı kabul etmiştir. 

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu gerekçesi incelendiğinde, "evlenmekle sigarayı bırakacağı konusunda söz verdiği ancak sigarayı bırakmaması ve davacıyla bu konuda sürekli tartışması neden olunmasının kusur olduğu" kararını onadığı görülmüştür.


Cinsel İlişki Kurulamamasında Erkeğin Kusurlu Bulunmasına Karşı Oy

Yargıtay’ın genel kararlarına göre cinsel ilişkiye engel olacak fizyolojik ve psikolojik bir rahatsızlık saptanmadığı hallerde cinsel ilişki kurulamıyor ise erkek eş kusurlu bulunmaktadır.  

Konuyla ilgili detaylı makalemize buradan ulaşabilirsiniz>>>>


Ancak benzer bir dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay aynı görüşüne devam etse de ilk kez bir Yargıtay üyesinden fizyolojik ve psikolojik bir rahatsızlık yok ise kurulamayan cinsel ilişkide eşlerin eşit kusurlu kabul edilmesi gerektiğini yönelik karşı oy geldi.

 

Üye karşı oyunda sadece erkeğin kusurlu bulunmasının uygun olmadığını bildirerek; “Şöyle ki; erkek eşin aktif olduğu ve cinsel ilişkiyi sağlama görevi altında bulunduğu "Önerme" sinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığı gibi cinsel ilişkide erkek eşe aktif rolünün uygun görülmesinin etik kurallarına veya örf ve adete ilişkin bir dayanağı da mevcut değildir. Aksine bu önerme ve kabul Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10. Maddesinde ifadesini bulan "Kanun önünde eşitlik" ilkesine ve kişinin hakları ve ödevleri başlığı altında yer alıp 17.madde de ifadesini bulan kişinin dokunulmazlığı hakkına da aykırılık teşkil etmektedir.” açıklamasında bulundu.



Bayramda Akraba Ziyaretlerine Eşlik Etmediği Gerekçesiyle Açılan Boşanma Davasının Reddine Karar Verildi 

 

Erkek eş, aile mahkemesine başvurarak eşinin bayram ziyaretlerine kendisiyle birlikte gitmediğini ileri sürmüş ve boşanma talebinde bulunmuştur. Talebini kabul eden aile mahkemesinin kararına kadın eşin itirazı üzerine dosya Yargıtay inceleme aşamasına gelmiştir.

 

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını doğru bulmayarak kararı bozmuştur. Yargıtay’ın karar gerekçesi;

“Dava dilekçesinde; davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin gösterilmesi gereklidir. Mahkeme, davacı tarafından usulüne uygun şekilde dayanılmayan vakıaları kendiliğinden inceleyemez. Dava sebebi ve dayanağı vakıalar açık ve somut şekilde ispata ve karşı tarafın savunmasına elverişli olarak ortaya konmalıdır."

 

Mahkemece, davacı erkek tarafından usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ‘davalı kadının, erkeğin bazı akrabaları ile görüşmeyi, bayramda ziyaret etmeyi istememe’ vakıası esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı kadının bundan başka boşanmayı gerektiren kusurlu bir davranışı da ispatlanamamıştır. Gerçekleşen duruma göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir. Mahkeme kararının bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”


Boşanma Davasında Ekran Görüntüsü Delil Sayılır Mı ?


Kadın eş, eşinin cep telefonunda başka kadınlarla cinsel içerikli konuşmalar yaptığını görmüş ve aldığı ekran görüntülerini delil yaparak dava açmıştır. Yerel mahkeme mevcut delilleri kabul ederek erkeğin tam kusurlu olduğunu kabul etmiş ve kadın lehine tazminata hükmetmiştir. Karara itiraz eden erkek eşin itirazını değerlendiren istinaf mahkemesi mevcut ekran görüntülerinin hukuka uygun delil olmadığına karar vererek bu delile dayalı kusuru kabul etmemiştir.

 

Yani istinaf mahkemesi, söz konusu ekran görüntülerinin erkek eşin telefonundan rızası dışında hukuka aykırı elde edildiği gerekçesiyle yüklenen kusurun gerçekleşmediği sonucuna ulaşmıştır. Karara karşı itirazda bulunulmasıyla dosya Yargıtay’a gitmiş ve Yargıtay şu tespite yer vermiştir;

 

"Davacı kadın tarafından, davalı erkeğin telefonundaki sohbet uygulaması üzerinden başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların ekran görüntüleri alınmak suretiyle dosyaya sunulan çıktıların erkeğin haberi olmaksızın, onun bilgisi ve rızası dışında sırf delil oluşturmak maksatlı olarak hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğinden bahsedilemez. Bu durumda, davacı tarafça usulüne uygun olarak elde edilen ve dosyaya sunulan bu delilin hükme esas alınmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

 

Böylelikle Yargıtay ekran görüntüsü şeklinde eşin telefonundan alınan ve delil üretmek amacıyla oluşturulmayan verilerin hukuka aykırılık teşkil etmeyeceğine hükmetmiştir. 

 




İlginç Boşanma Gerekçesi


Aldatma, şiddet, ilgisizlik, ekonomik olarak geçimimi sağlayamama sıklıkla görülen boşanma nedenleri olurken taraflar mahkemelerde şaşırtan nedenleri gerekçe göstererek boşanma talebinde bulunabilmektedir. Bunlardan biriside "eşim adeta benimle evli değil de elindeki cep telefonuyla evli" iddiasında bulunan erkek tarafa kadının cevabı olmuştur. Kadın açtığı karşı davada; eşinin sürekli olarak ekonomik baskı yaptığını, kazandığı bütün paraları iç çamaşırlarına saklayarak, eşi ve çocukları yerine kendi annesi ve babasına verdiğini iddia etmiştir. 

Görüleceği üzere genel sebeplerin aksine eşlerin yaşadıklarına bağlı iddiaları ile boşanma gerekçeleri genişleyebilmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki iddia etmek değil ispatlamak mahkemede kabul görecektir.



Kıskançlığa Bağlı Boşanma Davalarına Yeni Kıstas  


Kıskançlık boşanma sebepleri arasında önde gelmektedir. Tatbiki kıskançlığın sınırları önem arz eder. Zira kıskançlığın olmadığı bir ilişki türü yoktur. Ancak aşırı derecede kıskançlık sonucu hayatın çekilmez kılınması mutlak bir sorun oluşturacaktır. Her sözde ve her davranışında bir ima aramak, kafada senaryo yazıp eşi suçlamak, anlamı olmayan kısıtlamalar getirmek müşterek hayatı olumsuz etkileyecektir.

Yargıtay bir boşanma davasında eşin kıskançlığının erkeğin davranışlarına bağlı olması halinde kadına bir kusur yüklenemeyeceğine karar vererek kıskançlık durumuna yeni bir kıstas getirmiştir.  


Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, “Kadının aşırı kıskançlığı, erkeğin güven sarsıcı davranışlarından kaynaklanıyorsa kıskançlık kadına kusur olarak yüklenemez”


Kıskançlık nedeniyle eşe baskı yapılması durumunda durumun boşanma davasında kusur olarak kabul edilmesi için kıskançlığın kaynağının eşin güven sarsıcı hareketlerinden kaynaklandığına karar verilerek kıskançlığa bağlı açılacak boşanma davalarına yeni bir kıstas getirilmiştir. 



Kadını Değersizleştirmek Boşanma Nedeni


Evlilik birliğinin temelinden sarsılması genel bir boşanma nedendir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma davası açıldığında durumu kanıtlayacak somut olayların mahkemeye sunulması gerekmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olabilecek birçok somut olay her evlilikte yaşana bilir. Yargıtay’ın mevcut boşanma davalarına vermiş olduğu kararlar genel bir boşanma nedeni olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması hususunu somutlaştırmaktadır. 

 

Bu kapsamda Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlardan birisi de eşi değersizleştirmektir. Yargıtay erkeğin eşine "Sen ancak benim paramla varsın, sen ben yoksam hiçsin" demesini kadının değersizleştirilerek aşağılanmasına neden olduğunu kabul etmiştir. Bu kapsamda mahkeme evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını kabul ederek tarafların boşanması yönünde hüküm kurmuştur.



İlk eşten olan çocuğa yeni eşin soyadı verilebilir mi?


İlk eşinden boşanan ve çocuğunun velayetini alan kadın, sonrasında yaptığı yeni evlilikte yeni eşinin soyadını ilk evliliğinden olan çocuğuna vermek için dava açmıştır. Aile mahkemesi yaptığı inceleme sonucu kadının davasını kabul ederek, ilk eşten olan çocuğun kadının yeni eşinin soy adını almasına karar vermiştir.

Ancak Yargıtay yaptığı inceleme sonucunda evlilik içerisinde doğan çocuğun, doğumla kazandığı soyadının kadının yeni evliliğiyle kazandığı soy adıyla değiştirilmesine ilişkin yasal bir düzenleme olmaması nedeniyle kararı bozmuştur. Böylelikle şu an için ilk evlilikten olan çocuğun soy adının yeni eşin soy adıyla değiştirilmesinin önü kapanmıştır.


Vajinismus boşanma sebebi midir?

Sağlıklı bir cinsel ilişki evlilik kurumunun gereğidir. Sağlıklı cinsel ilişkinin kurulamaması bir hastalıktan ileri geliyor ise tarafların bu konuyu çözmek için gösterdikleri çaba boşanma davası açısından önem arz eder.

Vajinismus (cinsel işlev bozukluğu) cinsel hayatı yıpratıcı olabilecektir. Ancak tek başına boşanma nedeni sayılmamaktadır. Zira kadının tedaviyi isteyip istemediğine göre ve erkeğin tedaviye iştirak edip etmediğine göre durum değişmektedir.

 

Eğer kişi vajinismusla ilgili tedaviyi kabul etmiyor ve tedavi olmuyorsa bu durum erkek eşi haklı kılacak şekilde boşanma nedeni olarak değerlendirilebilir.  Kadın eşin bu tedaviyi kabul etmesi, tedavi için erkek eşin iştirak sağlaması gerektiği durumlarda erkek eşin bu durumdan kaçınması halinde de kadını eşi haklı kılacak şekilde boşanmaya hükmedilebilecektir.


               Boşanma Davası Nerede Açılır?

Eşi yalnız bırakmak neden boşanma ve tazminat nedenidir?

Evlilik aynı zamanda yeni bir hayat tarzı oluşturmaktır. Mutlu bir evliliğin temel kuralıda yeni hayat tarzına uyum sağlamaktan geçmektedir. Bireysel özgürlükleri kısıtlamadan ortak alanlar yaratmak eş olmanın temel kurallarından birisidir. Birlikte sevinmek, birlikte gülmek, birlikte ağlamak, birlikte kararlar vermek kısaca hayatı birlikte paylaşmak evli olmanın en temel sorumluluğudur. Bu sayede taraflar kendisini huzurlu ve güvende hissedecek ve aile olmak anlam kazanacaktır.

 

Yargıtay hukuk dairesi de bu temel hususu esas alarak eşini evlilik yıldönümü ve doğum günü gibi özel günlerde ve düğün, yurtdışı/içi gezi, konser gibi sosyal ortamlarda sürekli yalnız bırakmanın boşanma sebebi olduğuna karar vermiştir. Zira bir hayatı paylaşırken sürekli yalnız kalmak eşin kendisini mutsuz hissetmesine, huzurunun bozulmasına, güven hissinin kaybolmasına neden olacaktır. Bekarmış gibi yaşam tarzına devem etmek evliliğin kutsallığına aykırı bir durum teşkil etmektedir.

 

Bu hususu belirtirken Yargıtay’ın vermiş olduğu kararların münferit olaylara dayanmadığını da belirtmek gerekir. Yani eşin zorunlu sebeplerden dolayı bazı anlarda eşini yalnız bırakması hayatın olağan akışına uygundur. Temel mesele eşin mutluluğu yok edecek derecece süreklilik arz eden olaylardır.

 


 

Boşanma aşamasındaki sevgilisinin evine geldi! Cezayı yedi

Boşanma davası açılmasından sonra müşterek konutun ortak sayılıp sayılmayacağı tarafların en çok merek ettikleri konular arasında yer alıyor. 

Boşanma davası açmak taraflara fiilen ayrı yaşama hakkı tanısa da müşterek konutun eşlerden birinin oturmasına tahsis edilmemesi, eşin evde kalmasını yasaklayan bir tedbir kararının veya bunun benzeri bir ayrılık kararının bulunmaması gibi durumlarda eş, fiilen müşterek konutta yaşamasa da müşterek hane ortak ikamet olarak sayılıyor.

 

Bu değerlendirme Yargıtay’ın vermiş olduğu son kararla somutlaşmıştır. Görülmekte olan bir boşanma davası sırasında eşlerden birisi ailesinin yanında yaşamaya başlamış, diğer eş müşterek hanede kalmıştır. Müşterek haneye sadece eşyalarını almak için ara sıra gelen koca, haneye geldiğinde kapının kilitli olduğunu gördüğünde polise haber vermiştir. Olay yerine gelen polis kapıyı açmaya çalışırken evde bulunan kadın kapıyı açınca balkonda saklanan bir erkek bulunmuştur.

 

Görüldükleri karşısında şok yaşayan kocanın şikâyeti üzerine evde bulunan erkek hakkında konut dokunulmazlığını ihlalden dava açılmış ve Yargıtay, boşanma davası olsa da müşterek hanenin diğer eşin kullanımına tahsis edilmemesi veya kocanın evde olmasını engelleyecek bir karar olmadığı için konutu müşterek hane olarak kabul etmiş ve evde bulunan kadının sevgilisine konut dokunulmazlığını ihlalden mahkumiyet kararı vermiştir.


Devam Haberler İçin Tılayın


Yorumlar (0)

Bu yazı yoruma kapalıdır.

Yorum Yaz